• 1

    "Güzel bir kıyafet, iyi bir tavsiye mektubudur."

  • 2

    "Her zaman iyi giyimli ol, dinlenirken bile."

  • 3

    “Kadın gülümserse tüm kıyafeti gülümser.”

  • 4

    "Her zaman iyi giyimli ol, dinlenirken bile."

  • Description slide 5

Copyright 2020 - Custom text here

Sağlık

Zeytin yaprağı virüs türlerine karşı vücudun direncini koruyor

Zeytin yaprağı virüs türlerine karşı vücudun direncini koruyor

Aylardır dillerden düşmeyen koronavirüs, birçok salgın gibi tehlikeli olmakla beraber can almaya devam ediyor. Koronavirüsten önce de konuştuğumuz çeşitli salgınlar vardı. Bunlardan birisi de herkesi yatağa düşüren domuz gribin bir türevi olan H3N2 virüsüydü. Halsizlik, baş ağrısı, yüksek ateş ve daha sonra ortaya çıkan öksürük gibi belirtiler gösteren H3N2’ün tedavisinde uzmanlar, antibakteriyel özelliği olan zeytin yaprağı ve çayının bolca tüketilmesini sıklıkla tavsiye etmişti.

Koronavirüs ile şifa verici özelliği akıllara geldi

H3N2 ve koronavirüsün belirtilerinin benzemesi, zeytin yaprağının şifa verici özelliğini yeniden akıllara getirdi. Kullanım alanı oldukça geniş olan zeytin yaprağını çay şeklinde tüketilmesi tavsiyesinde bulunan uzmanlar, sabahları bir tane yaş zeytin yaprağını çiğneyerek dilaltında beklettikten sonra posasının atılmasının faydalı olacağını belirtiyor.

Devamını oku...

Kanserin önlenmesi ve tedavisi hakkında bilmemiz gerekenler

Lütfen okuyalım!

2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sadece sizinle paylaşmak istedim:


* Unutmayın : “Kanser” denen bir hastalık yoktur. Kanser, sadece B17 vitamini eksikliğinden başka bir şey değildir.*

*🔸 Ağır yan etkileri olan kemoterapi, ilaç tedavisi ve ameliyatı kabul etmeyin!*

*🔸 Eski zamanlarda denizcilerin iskorbüt hastalığından müzdarip olduklarını hatırlayın, bir çok kişi bu hastalıktan ölüyordu! Bazı kişiler de bundan sürekli kazanç elde ediyordu.*

*🔸 Daha sonra ise iskorbütün sadece C vitamini eksikliğinden kaynaklandığını ortaya çıktı. Yani bu bir hastalık değildi!*

Devamını oku...

Süt Kefiri’nin Hikayesi

Aslında süt kefiri mayalarının ilk ortaya çıkışı gizemli bir efsane. . Süt kefirinin ilk görüldüğü yer Kuzey Ossetya. Yani Kafkas Dağları. Dilden dile yayılan bir söylenceye göre, Kafkas Dağlarının kuzey eteklerinde yaşayan insanların kuvvetli inanç ve desteğinden etkilenen Peygamberimiz Hazreti Muhammed bu insanlara lütfederek kendine ait mayalardan vermiş ve kefir yapımını öğretmiş. Buna karşılık Kafkas halkları da mayaları yıllarca büyük bir özenle saklayıp, babadan oğula geçen bir korumayla yaşatmışlar ve asla dışarı çıkarmamışlar. Çünkü bölgedeki yaygın inanışa göre şayet kefir mayaları başka ellere geçerse Peygamberimizin itimadı boşa çıkacak ve bu halkların kuvvetleri zayıflayacaktır.

Kafkasya’da nesiller boyu inek keçi bazen de koyun sütüyle yapılan kefir genellikle hayvan işkembesine konulup kapının önüne asılırmış. Her eve giriş çıkışlarında ev halkı kefir dolu tulumu çalkalar ve içinden kefir alındıkça süt ilave ederek hiç ara vermeden kefir içerlermiş. Yüzlerce yıl Kafkas halklarınca saklanan bu içeceğin şifa veren özellikleri ne kadar gizlenirse gizlensin zaman içinde dilden dile yayılmış.

Devamını oku...

Kanser hastalığı ve Oruç

Kanser hastalığı

Oruç tutmak en önemli ibadetlerimizden birisi olduğu için kanser hastalarımız bu konuda sürekli olarak bilgi istemektedirler. Dinimize göre süreğen hastalığı olanlar, seyahat edenler, adet görenler, emzirenler ve ergenliğe girmemiş çocuklar oruçtan muaf sayılmaktadır. Oruç tutma süresi ülkelerin bulunduğu coğrafik konuma ve ramazan ayının denk geldiği mevsime göre değişmektedir. Bu yıl ve önümüzdeki birkaç yıl ramazan ayının yaz aylarına denk gelmesi ve oruç tutma süresinin uzun olması oruç tutmak isteyen kanser hastaları ve diğer ciddi hastalığı olanlar için önemli sorunlara neden olabilmektedir. Oruç tutmak inançlı Müslümanlar için rahatlatıcı ve morali düzeltici bir ibadet olmakla birlikte bazı sorunlara neden olabileceği akılda tutulmalıdır. Gündüz sıvı alımının azalması ve vücuttan sıvı-elektrolit kaybının olmasına bağlı olarak vücutta sıvı kaybı ve elektrolit dengesizlikleri olabilmektedir. 

Kanser hastalığının kendisi birçok hastada pıhtılaşmaya meyil yaratmaktadır. Oruç tutulması esnasında vücutta sıvı kaybının olması pıhtılaşmayı daha da arttırarak tromboz dediğimiz damar içi pıhtılaşması ve akciğere pıhtı atması gelişebilmektedir. Yine meme kanseri olan hastalarda kullanılan Tamoksifen isimli ilaç da pıhtılaşmaya meyil yaratabilmekte ve oruç tutulması esnasında bu risk daha da artmaktadır. Kanser hastalarımızın çoğunda olan halsizlik ve yorgunluk yakınmaları oruç tutulması ile daha fazla artış gösterebilmekte ve yaşam kalitesinde bozulmaya neden olabilmektedir. Kemoterapi alan hastalarda oluşabilecek bulantı-kusma veya ishal yakınmaları ile gelişecek olan sıvı ve elektrolit kaybı oruç tutan hastaların sağlıklarında ciddi sorunlara neden olabilir. Ayrıca ağrı kesici kullanımına bağlı olarak terleme artışı olmakta bu durum da sıvı açığını daha da arttırabilmektedir. Bütün bu risklere rağmen oruç tutmak isteyen hastalarımız bilgilendirme sonrası kendi iradeleriyle oruç tutmaktadır.

Devamını oku...

Kıl Kurdu Bitkisel Tedavisi İçin Öneriler

Kıl Kurdu Bitkisel Tedavisi İçin Öneriler
 
Ekşi nar kökünün bir tencerede kaynatılıp, aç karnına her sabah kıl kurdu bulunan kişiye içmesi için kullanılması faydalı bir yöntemdir. Bağırsak kurtlarını dökmek için çiğ sarımsak tüketmek çok faydalıdır. Sarımsak çok etkili bir antiseptiktir, özellikle çiğ tüketilmesi bağırsak kurdu tedavisinde en çok kullanılan bitkisel yöntemlerden biridir. Kıl kurdu bitkisel tedavisi için uygulanabilecek en doğal ve en kolay yöntemlerden birisi hastanın her sabah aç karnına bir avuç kabak çekirdeği tüketmesi ve kısa bir süre sonra bir fincan süt içmesidir. Birçok hastalığa şifa olarak bilinen sinameki bağırsak kurtlarının dökülmesinde de çok etkilidir. Sinameki kaynatılarak içerisine bir tatlı kaşığı bal eklenip her gün 1-2 bardak içilmesi, kıl kurdu dökmeye birebirdir. 

TÜRKİYE'NİN İLK ONKOLOĞU ANLATIYOR-KANSERİ YENEBİLİRSİNİZ

Türkiye’nin ilk medikal onkoloji bölümünü 1974 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesinde kuran onkoloji duayeni Prof. Bülent Berkarda, Karar.com’a kanseri yenmenin şifrelerini anlattı. İnsülinli kemoterapi ve hipertermi gibi ülkemizde çok az bilinen yöntemleri kullanarak kanser tedavisi uygulayan Prof. Berkarda, “Moral çok önemli. Hastalarıma komik film izlemelerini tavsiye ederim. Durduk yere kahkaha atmak bile bağışıklığı kamçılar” dedi. Türkiye’nin ilk onkoloğu olarak kanser hastalığının son yıllardaki artışını neye bağlıyorsunuz?

Kanser son yıllarda nüfus artışıyla açıklanamayacak bir yükseliş içerisinde. Bunun en önemli sebeplerinden biri karbonhidrat ve şekerden zengin beslenme. Günümüzde insanlar çok yemek yiyor ve az hareket ediyor. Sigara ve hareketsizlik oksijen alımını azalttığı için kansere zemin hazırlıyor.

Amaç daha fazla ilaç satmak
Kemoterapinin yeterli olmadığını düşünenlerdensiniz. Neden?

Çoğu zaman sırf kemoterapi ile hasta iyileşmiyor. Kemoterapi bağışıklık hücrelerini öldürdüğü için yan etkilere yol açıyor. Tıp fakültelerinde hala yüksek doz kemoterapi uygulaması anlatılıyor. Ancak bu uygulama yarardan çok zarar getiriyor. Kongrelerde hala yüksek doz kemoterapi çalışmaları anlatılır ve hekimlere bu uygulamalar dikte edilir. Amaç elbette daha fazla ilaç satmak.

Devamını oku...

f t m